8 Temmuz 2010 Perşembe

Dolmuş, Dalgınlık ve Para üstü sorunsalı

     Bir süre Urla'da, İskele ile Merkez arasında "ağaçlı yol" tabir edilen bir yerde oturduk. Bahçe, doğa vs. gayet güzel ancak dezavantajları da mevcut. Söz gelimi, bakkal 2,5 km. uzaklıkta ve sigara ya da eppek almak için sürekli bu yol tepilmekte... Etraf in cin... Sadece tarlalar ve nadiren de evler var.
     Bir gece annem aniden rahatsızlandı, hastaneye götürmemiz gerek, babam şehir dışında ve araba yok... Araba olmaması bişey değil, herhangi bir taksinin numarası da yok... Söylediğim gibi, bulunduğumuz yer öyle şehir içi yerlere hiç benzemiyor. Yapılacak tek bir şey var, ben dolmuşla Urla merkeze gideceğim, bir taksi bulup, eve gelip annemi hastaneye götüreceğim.
     Telaşla evden fırlayıp, gece karanlığında Urla merkez yönüne giden bir dolmuş beklemeye başladım. Nihayet geldi ama beklemek bendeki stresi iyice arttırmıştı. Bindim, önümdeki çocuğa (benim yaşlarımda) parayı uzattım, o sırada cep telefonum çaldı. Kardeşim arıyor, o da annemin başında, vardım mı, taksi buldum mu falan diye merak etmiş sanırım. Aslında ne konuştuğumuzu tam anımsamıyorum, söylediğim gibi annem çok hastaydı ve ben de telaşlanmıştım.


     Derken dolmuş Urla merkeze vardı, tam inecekken aklıma geldi, para üstünü almamıştım. Şoföre seslendim, "kaptan 5 liranın üstü vardı" diye. Adam dönüp, "verdiim" dedi. Bunu derken de şüpheyle önümdeki çocuğa baktı. "Bu arkadaşa verdim" dedi şoför. Bu defa ben de bakışlarımı önümde oturan çocuğa çevirdim. Bu arada son duraktaydık ve herkes inmişti. Bir tek biz üçümüz kalmıştık.


     Çocuk bana dönüp, "verdim ya sana para üstünü" dedi. Hepten tepem attı. Bu olay dolmuşlarda sıklıkla yaşanıyor ve 2-3 lira için böyle yüzüme baka baka yalan söyleyince çileden çıktım. "ULAN BANA BAK ŞEREFSİZ, Zaten hasta yetiştireceğim canım burnumda!!!" diye pek kibarca sayılamayacak şekilde bağırıp, yakasından tuttuğum gibi minibüsün camına yapıştırdım hergeleyi. Kaptan da bana yardıma gelmek için çok sinirli bi şekilde arabadan atladı o sırada. 
     Bu arada sürekli cama çarpıp durduğum çocuk "abi valla verdim, verdim ben sana parayı" falan diyor. Sinirle "NERDE VERDİN LAN BANA PARA ÜSTÜNÜ!" diye bağırarak bir elimi buruş buruş ettiğim yakasından çekip, kotumun cebine soktum ki, elime madeni paralar geldi. 


     Birden film şeridi gibi canlandı gözümde. Kardeşim evden beni aradığında çocuk bana parayı vermiş ben de cebime koymuştum... Şimdi de tutmuş "hayır ver benim paramı uyanık mısın lan sen!" falan diye adamı hırpaladığım yetmezmiş gibi, bir de şöför de bana katılmak üzereydi...


     Hani derler ya "yer yarılsa da içine girsem" diye...  Bu olsa gerek işte. Tezcanlı gibi saldırdık çocuğa... Büyük rezillik. Özür dilerim falan dedim ama çocuğun bakışı hiç unutmayacağım... Baya eshefle kınadı beni... Of, yazarken bile utanıyorum...