12 Nisan 2010 Pazartesi

RULOKAT

     Rulokat yeni çıkmıştı. Evet, hepimizin pek bi severek yediği ve bittiğinde üzüldüğü o şey...Küçüktüm, bi kere alıp yedim heralde. Derken, bir pazar günü canım yine Rulokat istedi...
     Koştum babamın yanına dedim "baba para vir, gitçem rulokat alcam." Babam ne alacağımla çok da ilgilenmeden verdi parayı koştum, bakkalımız Mahmut Amca'ya gittim. A, Mahmut Amca kapalı. Pazar tabi, adam tatil yapacak, benim Rulokat ihtiyacımı göz önünde bulundurması beklenemez. Çaresiz yan sokaktaki bakkala gitmek zorunda kaldım.


     O adamı pek tanımıyorum. Bakkal konusunda tutucu biriyimdir. Genelde bir tane bakkalınız olması gerekir bence. Mümkün olduğunca ondan sapmamalı. Ama ben pazar günü olması ve Rulokat tutkumu durduramamam nedeniyle o bakkala gitmiştim işte...
     Girdim bakkala "Bakkal amca rulokat alıcam" dedim. Sizce bi sorun var mı? Bence yoktu. Ama bu soruyla, sorun da başladı. Çünkü bakkal bana bi kaç saniye anlamsızca baktı ve "efendim?" dedi anlamayarak. "Rulokat" dedim tekrar... "O ne ya?" dedi bakkal...


     Benim bildiğim, bakkal her ürünü tanır, hatta bize önerir... Yani o bana "Rulokat alsana" dese, ben "o ne ya?" diyebilirim ama bunu bakkal yapınca küçük beynim dumura uğradı... (Beynimin küçük olması, çocuk olmamdan, yani kendimin de küçük olmasından ileri geliyor, hakaretengiz çağrışımlar olmasın lütfen) 
     "Ya" dedim, "rulokat işte. Böyle rulo, kat kat..."
     "Oğlum" diyo adam da, "gofret mi, çikolata mı nedir o?" diyo... Adam da haklı, bi düşündüm gofret desen değil, çikolata desen değil, bi acaip bişey... Ben salak salak tarif ediyorum, "yani böyle yuvarlak işte, böyle oluyo içinde de ne güzel bişi bu böyle ama..." falan gibi şeyler saçmalıyorum...


     "Bi dakka" diyerek, arkaya dolabın arkasına geçti adam. Orada bi raf dolusu Rulokat olduğunu hayal ederek bekledim... Arkası dönük olduğu için tam göremediğim bişeyler yaptı, bi süre sonra geldi tekrar, elinde kese kağıdına sarılı silindir biçiminde bişey... Dedi "al, şu kadar para"...
     Verdim parayı mal gibi, aldım o koca kese kağıdını, mutsuz mutsuz, sinirden ayaklarımı yere vurarak geldim eve. Kandırılmış gibi hissediyorum. Attım elimdekini masanın üstüne. Annemler sordu "bu ne?" diye... Dedim "Bilmiyom!"


     Açtı annem, yufka çıktı içinden... Rulo şekline sokmuş herif yufkayı, vermiş bana. Al sana kat kat rulo... Babam da diyo ki, "sen bunu mu istiyordun?" "Hayır" diyorum, adam da haklı olarak "e o zaman niye alıyosun?" diyor...


     Hey allahım, harbiden madem bu değil niye alıyorum di mi... Ben de anlamadım...


     Bi keresinde canım Rulokat çekti...