7 Aralık 2009 Pazartesi

Biz Maaşı Zaten Verdik Ya

     İlk gününde geç kaldığım ve yanlışlıkla down sendromluların gezi vapuruna bindiğim hikaye vardı ya. O işin ilk gününde geç kaldım ama güzel bahaneler silsilesi ile yırttım ve işe devam ettim.  Web tasarımı yapıyorum. Daha işe girdim anında bi iş alındı, harıl harıl hazırladık siteyi, şak satıldı, aynı anda yeni bi iş geldi... İşler iyi yani...
     Ben de seviniyorum tabi. Patron iş alacak ki biz de kazanalım. Daha ilk aydan göze girelim falan... Derken günler, haftalar böyle geçti gitti. 
     İş görüşmelerinin en gıcık yanı, çaylaksanız adam ya maaştan hiç söz etmez, ya abes ucu açık bi laf eder, o bişey demezse sanki alacağınız ücreti öğrenmek çok ayıpmış gibi bir duygu yaratıldığı için siz hiç soramazsınız. Maaş konusu bir muamma olarak kalır.
     Bu işte de durum buydu. Kaç para alacağımı bilmeden mal gibi gidip geliyorum işe, hayvan gibi çalışıyorum. Üstelik patron sigarasevmez birisi olduğundan, ben çok sevmeme rağmen, gizli gizli mesajlaşıyoruz sigaramla...


     Derken 4 hafta geçti, bir ay doldu... Maaş konusunda bi gelişme yok. O hafta, patron çağıracak "maaşın şu kadar, buyur Ozan'cım, sayende bi çuval para kazandık bu da senin hakkın" diyecek diye bekliyorum.
     Ama patron hiiiiiç oralı değil. Su yaktığımı düşünüyor olmalı. 
     Su yakmadığımı kendisine bildirmek için gittim odasına. Bugüne kadar işten aldığım tek şey, boş bir kent kart. İçini kendim dolduruyorum. Onu niye verdiyse... Kent kart'ı ilk çıkardığında yol parasını da verecek sanmıştım ama işte salaklık bende...

     Neyse gittim odaya, dedim "patroooon, hu huuu"... "Buyur Ozan'cım" dedi. Dedim "bizim mayış vardı?"
     "Verdik ya" dedi.

     Şimdi ben yapı itibariyle dalgın biriyim ama, o kadar da değil diye düşünüyorum. Yani maaşı almış ve unutmuş olamam. Düşürmüş ya da bir yerde unutmuş olabilirim. Ama aldığımı unutmuş olabilir miyim diye yokladım zihnimi. Yok artık o kadar da değil dedim...

     Dedim "nasıl verdiniz yahu, ben niye hatırlamıyorum?"
     "Tecrübe olarak verdik" dedi pişkin pişkin.
     "Böyle bir şey söylememiştiniz" dedim.
     "Ya n'apıcaksın parayı, karıya kıza mı yedireceksin" diyerek beni benden aldı...

     Adamdaki pişkinliğe bak, sen benim hakettiğim parayı ver, ben ister uyuşturucu alırım ister, dilenciye veririm... Alla allaa. Sonraki haftalarda da aynı tavrı sürdürünce kavga patlak verdi, çıktım eve geldim...
     Derken bi telefon geldi bir gün eve... Bu adam arıyor. O verdiği boş kent kartı istiyor...
     
     Normalde küfür eden bir kişi değilim... Etmem, edeni de hazzettmem ama o gün öğrendim ki bazen insan meyillenebiliyormuş küfür etmeye...

...Bir keresinde patron bana maaşını verdik ya dedi...